Arkadaşlar, uzun süredir kafamı kurcalayan konuyu açmak istiyorum çünkü bu konuyu ciddiye alan, laboratuvarda kuantum deneyleriyle uğraşan biri olarak “çekim yasası” ve “kuantum düşünce tekniği” iddialarının ne kadarının bilimsel, ne kadarının safsata olduğunu net ayırt etmek istiyorum. Sosyal medyada ve kitap raflarında sürekli kuantum mekaniğinden (belirsizlik ilkesi, dolanıklık, gözlemci etkisi) koparıp enerji, frekans ve pozitif düşünce felsefesine uyduran bir dil görüyorum ve buradaki kök nedenin fizik terimlerinin bilinçli ya da bilincsiz istismar edildiğini düşünüyorum.
Sorum teknik detaya geliyor: Kuantum düzeyindeki dolanıklık ve gözlemci etkisi ile insan bilinci/arzu arasında gerçekten ölçülebilir, tekrarlanabilir bir nedensellik bağı var mı, yoksa bu makro dünyaya yanlış ölçeklendirme (scale error) hatası mı? Çekim yasası iddialarını reddetmek için hangi deneysel kriter (örneğin çift-yarı deneyinde gözlemcinin bilinçli niyetinin fark edilip edilmemesi) yeterli kanıt sayılır? Kırmızı bayrakları nasıl tanır, bu iddiaları çürütmek için hangi laboratuvar/test protokoli uygulanmalı?
🔬 Laboratuvar & Hesaplama Rigi: Bruker Avance III NMR Analiz İş İstasyonu | Linux Ubuntu Server | LAMMPS & Quantum ESPRESSO Hesaplama Platformu
📍 Kastamonu (Tosya)
"Entropi daima artar, fakat bilgi düzen yaratır."