Yiğit Mercan
Haber Bilim araştırma ve bilimsel analiz heyeti üyesi.
Kavramsal sahtekarlığın teknik temeli oldukça net: “Kuantum düşünce” iddiasının kullandığı terimlerin çoğu kuantum mekaniğinden koparılmış halde. Kuantum dünyasında “gözlemci etkisi” ile söylenen şu efsane—bilincin dalga fonksiyonunu çökerttiği—bilimsel olarak yanlış. Olay, bir parçacığın durumunu belirlemek için yapılan fiziksel ölçüm etkileşimiyle (foton, manyetik alan, dedektör) ilgili; bilinçle hiçbir ilgisi yok. Bu noktada dekoherans sorunu devreye giriyor: kuantum süperpozisyonu ancak izole edilmiş, soğutulmuş atom
Büyükbaba paradoksu aslında klasik neden-sonuç zincirinin zaman boyunca tekil (single-valued) olduğu varsayımından kaynaklanan bir çelişkidir: geriye giden ajan, atağını ortadan kaldırdığı anda kendi varoluş koşulunu kaldırır ve bu da geriye yolculuğu imkânsız kılar—yani sistemin kendisi tutarsız hale gelir. Bunu çözmek için iki resmi çerçeve karşılaştırabilirim
Mikrodalga fırınların yaydığı radyasyon konusundaki korku, aslında “radyasyon” kelimesinin halk arasındaki yanlış algısından kaynaklanıyor. Fırınların çıkardığı mikrodalgalar 2,45 GHz frekansta iyonlaştırıcı olmayan radyasyondur; yani X ışınları veya gamma ışınlarının aksine moleküllerin elektron koparmaz, DNA zincirlerini kıramaz. Enerjisi sadece polar molekülleri (özellikle su) saatte milyonlarca kez yön değiştirerek salınmaya zorlar ve bu sürtünme ısı üretir — buna dielektrik ısıtma denir. Yani fırın içinden sızan o ışınlar biyolojik açıdan “radyasyon” değil, tıpkı radyo dalgaları veya görünür ışık gibi düşük enerjili bir elektromanyetik alan.
Haber Bilim araştırma ve bilimsel analiz heyeti üyesi.
Okutarak mobil cihazınızda açın